YABANCI ÜLKE VATANDAŞI GERÇEK KİŞİLERİN TÜRKİYE’DE GAYRİMENKUL MAL EDİNİMLERİ VE BU HUSUSA İLİŞKİN SINIRLAMALAR
Av. Kadir AYDIN
Bütün devletler şu veya bu şekilde yabancıların kendi ülkelerinde mülk edinimini yasaklamış veya sınırlamalar getirmiştir. Bazı devletler ise mevzuatlarında serbestiyet tanımak ile birlikte fiili olarak buna engellemeler getirmişlerdir. Bu bağlamda yabancı devlet vatandaşlarının gayrimenkul edinimi ile ilgili sınırlamalar önem kazanmaktadır.
Bu hususu açıklamadan önce öncelikle bazı kavramları açıklamakta yarar vardır.
Tabiiyet ve vatandaşlık : Tabiiyet kişileri devlete bağlayan hukuksal bir bağdır. Vatandaşlık ise gerçek kişileri devlete bağlayan hukuksal bağdır. Görüldüğü üzere tabiiyet vatandaşlığı da kapsayan bir kavramdır. Bu bakımdan tüzel kişilerin vatandaşlığından değil tabiiyetinden bahsedilir (1,7).
Vatandaşlık kavramından bahsedilince diğer bir kavram ortaya çıkmaktadır. O da “yabancı” kavramıdır. Yabancı; bir devletin ülkesinde bulunan ve fakat o ülkeye vatandaşlık bağı ile bağlı olmayan kişidir. Bu kişi (gerçek veya tüzel kişi) başka bir ülkenin vatandaşı olabileceği gibi vatansız (Haymatlos) veya mülteci de olabilir (1,6,7,8).
Mülteci: 14.06.1934 tarihli İskan Kanunu mülteciyi, Türkiye de yerleşmek maksadı ile olmayıp, bir zaruretle muvakkat oturmak için sığınanlar olarak tanımlamıştır. 28 Temmuz 1951 de Cenevre de “ Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşme” kabul edilmiştir (1,6,7,8).
Vatansız (Haymatlos): Vatansız, herhangi bir devlete vatandaşlık bağı ile bağlı olmayan, yaşadığı ülke kanunlarına göre vatandaş sayılmayan kimselerdir. Birleşmiş Milletler tarafından “ Vatansız Kişilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşme” 26.04.1954’te kabul edilmiştir (1,6,7)
Yabancılara Gayrimenkul Ediniminde Getirilen Kısıtlamaların Tarihsel Gelişimi
Ülkemizde tarih içerisinde yabancıların gayrimenkul mal edinimleri bir takım sınırlamalara tabi tutulmuştur.
7 Sefer 1284 (1867) tarihli Tebaayı Ecnebiyenin Emlake Mutasarrıf Olmaları Hakkında Kanun (Sefer Kanunu) ile Ek protokolü imzalayan ülke vatandaşlarına, ilk kez herhangi bir şarta bağlanmadan ülke sınırları içerisinde taşınmaz mal edinmelerine izin verilmiştir. Fakat yasada buna iki sınır getirilmiştir:
Birincisi yabancılar Hicaz bölgesinde mülk edinemeyecekler ;
İkincisi ise Osmanlı vatandaşı iken izin almadan Osmanlı vatandaşlığından ayrılıp başka bir devlet vatandaşlığına geçenler bu kanundan yararlanamayacaklardır. Fakat bu yasada miras hakkı tanınmamıştır (3,4,6,8).
340 sayılı yasa ile onaylanan 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Antlaşması eki olan “İkamet ve Salâhiyeti Adliye Hakkında Sözleşme” ile yabancıların Türkiye’de gayrimenkul edinmeleri için tam bir mütekabiliyet esası kabul edilmiştir (3,4,6,8).
Mütekabiliyet İlkesi
Yasa ile yabancılara gayrimenkul mal edinme hakkı bir takım sınırlamalar ile getirilmiştir. Bu sınırlamaların en başında ise Mütekabiliyet Esası (Karşılıklı İşlem) gelmektedir. Mütekabiliyet, en az iki devlet arasında olan ve başka bir devletin kendi vatandaşına tanıdığı haklar çerçevesinde onunda diğer devlet vatandaşına aynı hakları tanımasıdır diye biliriz. Bu devletlerin karşılıklı anlaşma yapmak sureti ile olabileceği gibi kendi iç mevzuatlarında engeller koymama şeklinde de olabilir. Milletler arası düzlemde bazı ülkeler yabancılara mülk edinme hakkı tanımaz iken, bazı devletler ise şartsız olarak kendi vatandaşlarına tanıdığı sınırlar dahilinde yabancılara da gayrimenkul mal edinme hakkı tanımaktadır. Bazı devletler ise bazı sınırlamalar dahilinde bu hakkı tanımaktadır. Bu sınırlamalar; fiili veya akdi mütekabiliyet ilkesi, izin alma, miktar ve yer bakımından sınırlamalardır (1,2,3,4,6,7,8).
Tapu kanunu 35. madde karşılıklılığın tespitinde hukukî ve fiilî durum esas alınacağını belirtmektedir. Mütekabiliyet ilkesi gereğince kısaca Mukabele-i Bilmisil kanunu olarak kısaltabileceğimiz 28/5/1927 Tarihli Ve 1062 Sayılı “Hudutları Dahilinde Tebaamızın Emlakine Vaziyet Eden Devletlerin Türkiye’deki Tebaaları Emlakine Karşı Mukabelei Bilmisil Tedabiri İttihazı Hakkında Kanun” önem taşımaktadır. Yasanın 1. maddesinde “İdari mukarrerat veya fevkalade veya istisnai kanunlarla Türkiye tebaasının hukuku mülkiyetini kısmen veya tamamen tahdit eden devletlerin Türkiye’deki tebaasının hukuku mülkiyeti dahi icra Vekilleri Heyeti karariyle Hükümet tarafından mukabelei bilmisil olmak üzere kısmen veya tamamen tahdit ve menkulat ve gayrimenkulatına vaziyet olunabilir.” hükmüne havidir. Yasa gereğince İdari kararlar ve fevkalade veya istisnai kanunlarla Türk vatandaşlarının mülkiyet hakkını kısmen veya tamamen sınırlayan Devletlerin Türkiye’deki vatandaşlarının menkul ve gayrimenkul mülkiyet hakkı, Bakanlar Kurulu tarafından misilleme olarak kısmen veya tamamen tahdit edilebileceği hükmünü getirmektedir (3,4,6,8).
Mütekabiliyet ilkesinden ne anlaşılması gerektiğini Bakanlar Kurulu 29.05.1940 tarih ve 2/13394 sayılı Kararında belirtmiştir. Bu karara göre mütekabiliyet ilkesinin varlığı için kanuni düzenlemenin yanında bunun fiilen uygulanabilir olmasının da gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay yerleşmiş içtihatlarında mütekabiliyet ilkesi şöyledir: “Türk yabancılar hukukunun genel ilkelerinden olan karşılıklı işlem (mütekabiliyet) esası, en az iki devlet arasında uygulanan ve her birinin ülkelerinde diğerinin vatandaşına aynı mahiyetteki hakları karşılıklı tanımalarını ifade eder. Bu ilke anlaşma ile tanıma yanında, iç mevzuat bakımından bir engel koymama biçiminde yazılı hukukta yer alabilir. Ancak, en önemli nokta 28.5.1927 günlü, 1062 sayılı kanunda ifade edildiği üzere idari karar veya istisnai kanunlarla Türk uyruklular bakımından mülkiyet haklarının kısmen veya tamamen sınırlanıp sınırlanmadığının, daha açık bir ifade ile fiili durumun belirlenmesidir. Yabancı ülke MEVZUATINDA BİR ENGEL OLMAMAKLA BERABER TÜRK VATANDAŞLARININ O ÜLKEDE TAŞINMAZ MAL EDİNMELERİ ŞU VEYA BU BİÇİMDE FİİLEN ENGELLENİYORSA, Tapu Kanununun 35. maddesinde açıklanan edinme engelinin bulunmadığını söylemek mümkün değildir.
Öte yandan, edinilecek taşınmaz malın bulunduğu yer bakımından da durumun araştırılması gerekir. Mesela yabancı ülke kendi sahillerinde gayrimenkul edinmeyi yalnızca kendi vatandaşlarına hasretmişse, bizim mevzuatımız bakımından engel olmasa bile sahildeki taşınmaz malın yabancı tarafından edinilebileceği kabul edilemez.” (Yargıtay İkinci Hukuk Dairesi 23.3.1992 tarihli, 1992/3105 esas ve 1992/3408 karar sayılı kararı www.yargitay.gov.tr ) (12).
Anayasa Mahkemesi yabancıların Türkiye’de gayrimenkul edinimine sınır getirilmesinin gerekçesini bir kararında şöyle belirtmiştir: “Bu sınırlamaların nedeni, ülkede yabancının arazi ve emlak edinmesinin salt bir mülkiyet sorunu gibi değerlendirilmemesidir. Toprak, devletin vazgeçilmesi olanaksız asli - maddi unsuru, egemenlik ve bağımsızlık simgesidir. Ülke olmadan devlet olmaz. Ülke, devlet otoritesinin geçerli olacağı alanı belli eder. Devlet, sahip olduğu üstün kudretine dayanmak suretiyle, ülkede yerleşik olan ve devletin diğer asli maddi unsurunu oluşturan insan topluluğunun güvenliği
ni ve yararını kollamak ve gözetmek durumundadır; bu asli görevi nedeniyledir ki, ülke üzerinde egemenliğe dayalı üstün bir hakka sahiptir. Toprak ile alakalı konuda, insan haklarına saygılı, ölçülü, adil bir sınırlama, Devlet için bir nefsi müdafaa tedbiri niteliğindedir. Devletin böyle bir tedbirden vazgeçebilmesi, genellikle düşünülemez. Yurdun belli bölgelerinde toprak alacak yabancıların o bölgelerde çoğunluk sağlayarak etkinlik kazanmaları, bu yöndeki gelişmelerle yabancılar tarafından mülk edinilen ülke topraklarının ülkeden kopma noktasına gelmesi, akıldan çıkarılmaması gereken ve yakın tarihte örnekleri bulunan olasılıklardır.
Türk Yabancılar Hukukunun temel ilkelerinden en önde geleni karşılıklılıktır. Karşılıklılık (mütekabiliyet) esası, öğretide en az iki devlet arasında uygulanan ve her birinin ülkesinde diğerinin vatandaşlarına aynı mahiyetteki hakları karşılıklı tanımalarını ifade eden bir prensip olarak izah olunmaktadır. Bu prensibe göre; bir yabancının Türkiye’de bir haktan yararlanabilmesi, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının da o yabancının ülkesinde aynı tür ve nitelikte olan haklardan yararlandırılmasına bağlıdır. Karşılıklı muamele esası, antlaşma ile ya da kanunla konulabilir. (Anayasa Mahkemesinin 14.3.2005 tarih ve 2003/70 E., 2005/14 K. Kararı) (9).
Mültecilerin ve Vatansızların (Haymatlos) Türkiye’de gayrimenkul edinimine ilişkin esaslar
Yargıtay kararlarında mültecilerin gayrimenkul edinimleri ile ilgili olarak, 28.7.1951 günü imzalanmış ve 29.8.1961 tarihinde kabul edilmiş bulunan 359 sayılı Mültecilerin Hukuki Durumu Hakkındaki Yasanın 7/2 ve 5 maddesi uyarınca “Bütün Akit devletlerin ülkesinde üç yıl süreyle oturan mülteciler yasal mütekabiliyet şartından muaf olur” Bu maddenin yollama yaptığı 13. madde ise Akit Devletler taşınır ve taşınmaz mal edinimi ve buna bağlı ek haklar her mülteciye mümkün olduğu kadar müsait ve herhalde aynı şartlar içinde genel olarak yabancılara tanınanlardan daha az müsait olmayan bir işlem uygularlar hükmü gereğince mülteciler mal edinme ve miras bakımından karşılıklı işlem kuralından bağıştır ve Yargıtay içtihatları da bu yöndedir. (2.Hukuk Dairesi 21.2.1994 tarih ve 1994/841 E., 1994/1852 K. Sayılı kararı www.yargitay.gov.tr) (12).
Vatansızlar hiçbir devlete vatandaşlık bağı ile bağlı olmayan kişilerdir. Bu kişiler herhangi bir devletin vatandaşı olmadığı için mütekabiliyet şartının belirleneceği karşı bir devlet bulunmamaktadır. Bu nedenle, vatansızlar mütekabiliyet şartından muaftırlar.
Mevzuat Açısından Yabancıların Türkiye’de Gayrimenkul Edinimine İlişkin Esaslar Ve Sınırlamalar
Her Devlet yabancılara Milletlerarası hukuk çerçevesinde bir takım hak ve özgürlükler verir. Bu çerçevede Anayasa’mızın mülkiyet hakkı kenar başlıklı 35. maddesinde “ Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” Hükmü bulunmaktadır. Yine anayasanın yabancıların durumu kenar başlıklı 16. maddesinde “ Temel hak ve hürriyetler, yabancılar için, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir.” hükmüne havidir. Anayasamız gereğince yabancılar milletlerarası hukuk ve kanunlarla çizilecek sınırlar çerçevesinde mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Fakat bu hak yasa ile devletin içinde bulunduğu bazı siyasal, jeopolitik, sosyal, hukuksal ve benzeri sebepler ile sınırlandırılacaktır.
İnsan Haklarının Ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşme’ye Ek Protokol Paris, 20.03.1952 11. Protokol ile değiştirilen ve yeniden düzenlenen Mülkiyetin korunması kenar başlıklı 1. maddesinde;
“Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez. “
Bu konuda mevcut mevzuatımızda en önemli sınırlama 22.12.1934 tarihli ve 2644 sayılı tapu kanununun 35 inci maddesi teşkil etmektedir.
4916 sayılı ve 03.07.2003 tarihli çeşitli kanunlarda ve maliye bakanlığının teşkilât ve görevleri hakkında kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılması hakkında kanun 19. maddesi ile 22.12.1934 tarihli ve 2644 sayılı tapu kanununun 35 inci maddesi değiştirilmiştir. Yasa ile AB uyum yasaları çerçevesinde karşılıklı olmak ve kanunî sınırlamalara uyulmak kaydıyla, yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde bu ülkelerin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde taşınmaz edinebilme imkanı getirilmiştir. Konuyu dağıtmamak açısından teferruatına girilmeyecektir. Söz konusu tapu kanunundaki değişikliği Anayasa Mahkemesinin 14.3.2005 tarih, 2003/70 esas ve 2005/14 karar sayılı kararıyla iptal etti. Bu karar Resmi Gazete’nin 26 Nisan 2005 günlü sayısında yayımlandı ve yasal boşluğun giderilmesi için 26 Temmuz 2005 tarihi itibariyle yürürlüğe gireceğine karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının gerekçeleri dikkate alınarak 29 Aralık 2005 tarih ve 5444 sayılı kanun ile 22 Aralık 1934 tarihli ve 2644 sayılı Tapu Kanununu 35 inci maddesi değiştirilmiştir. Yürürlükte olan yasa maddesi ile yabancılara bazı sınırlamalar ile Türkiye sınırları içerisinde gayrimenkul mal edinme imkanı tanınmıştır.
22 Aralık 1934 tarihli ve 2644 sayılı Tapu Kanununu 35. maddesi ( 29 / 12 / 2005 , 5444 Sayılı Kanunla değişik ) şöyledir:
YABANCI UYRUKLU GERÇEK KİŞİLER, KARŞILIKLI OLMAK VE KANUNÎ SINIRLAMALARA UYULMAK KAYDIYLA, Türkiye’de işyeri veya mesken olarak kullanmak üzere, uygulama imar planı veya mevzii imar planı içinde bu amaçlarla ayrılıp tescil edilen TAŞINMAZLARI EDİNEBİLİRLER. Sınırlı aynî hak tesis edilmesinde de aynı koşullar aranır. YABANCI UYRUKLU BİR GERÇEK KİŞİNİN ÜLKE GENELİNDE EDİNEBİLECEĞİ TAŞINMAZLAR İLE BAĞIMSIZ VE SÜREKLİ NİTELİKTE SINIRLI AYNÎ HAKLARIN TOPLAM YÜZÖLÇÜMÜ İKİ BUÇUK HEKTARI GEÇEMEZ. BU FIKRADA BELİRTİLEN KOŞULLARLA, YÜZÖLÇÜMÜ MİKTARINI OTUZ HEKTARA KADAR ARTIRMAYA BAKANLAR KURULU YETKİLİDİR.
Yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri, ancak özel kanun hükümleri çerçevesinde taşınmaz mülkiyeti ve taşınmazlar üzerinde sınırlı aynî hak edinebilirler.
Yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri lehine Türkiye’de taşınmaz rehni tesisinde birinci ve ikinci fıkralarda yer alan kayıt ve sınırlamalar aranmaz.
Yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri dışındakiler Türkiye’de taşınmaz edinemez ve lehlerine sınırlı ay
nî hak tesis edilemez.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE ARASINDA KARŞILIKLILIK OLAN DEVLET VATANDAŞLARININ KANUNÎ MİRAS YOLUYLA İNTİKAL EDEN TAŞINMAZLARI İÇİN BİRİNCİ FIKRADA BELİRTİLEN KAYIT VE SINIRLAMALAR UYGULANMAZ. ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLARDA YUKARIDAKİ FIKRALARDA BELİRTİLEN KAYIT VE SINIRLAMALAR UYGULANIR. TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE ARASINDA KARŞILIKLILIK OLMAYAN DEVLET VATANDAŞLARININ KANUNÎ MİRAS YOLUYLA EDİNDİKLERİ TAŞINMAZ VE SINIRLI AYNÎ HAKLARIN İNTİKAL İŞLEMLERİ YAPILARAK TASFİYE EDİLİR.
KARŞILIKLILIĞIN TESPİTİNDE HUKUKÎ VE FİİLÎ DURUM ESAS ALINIR. Bu ilkenin kişilere toprak mülkiyeti hakkının tanınmadığı, ülke uyruklarına uygulanmasında, yabancı devletin taşınmaz ediniminde kendi vatandaşlarına tanıdığı hakların, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına da tanınması esastır.
Yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin; sulama, enerji, tarım, maden, sit, inanç ve kültürel özellikleri nedeniyle korunması gereken alanlar, özel koruma alanları ile flora ve fauna özelliği nedeniyle korunması gereken hassas alanlarda ve stratejik yerlerde kamu yararı ve ülke güvenliği bakımından taşınmaz ve sınırlı aynî hak edinemeyecekleri alanları, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının tescile esas koordinatlı harita ve planları içeren teklifi üzerine belirlemeye ve yabancı uyruklu gerçek kişilerin il bazında edinebilecekleri taşınmazların, illere ve il yüzölçümüne göre binde beşi geçmemek üzere oranını tespite Bakanlar Kurulu yetkilidir. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlık bünyesinde ilgili idare temsilcilerinden oluşan komisyon tarafından, bu madde uyarınca Bakanlar Kuruluna verilen yetkiler dahilinde çalışmalar yapılmak suretiyle kamu kurum ve kuruluşlarının bu kapsamdaki teklifleri incelenip değerlendirilerek Bakanlar Kuruluna sunulur.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra belirlenecek askerî yasak bölgeler, askerî ve özel güvenlik bölgeleri ile stratejik bölgelere ve değişiklik kararlarına ait harita ve koordinat değerleri Millî Savunma Bakanlığınca geciktirilmeksizin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlığa verilir.
Yukarıdaki fıkralarda belirtilen bölgeler içerisinde kalması nedeniyle kamulaştırılması gereken ya da tapu sicilinde şerh verilmesine gerek duyulan parsellere ilişkin bildirimler ilgili idarelerince tapu sicil müdürlüklerine yapılır.
BU MADDE HÜKÜMLERİNE AYKIRI EDİNİLEN VEYA KANUNÎ ZORUNLULUK DIŞINDA EDİNİM AMACINA AYKIRI KULLANILDIĞI TESPİT EDİLEN TAŞINMAZLAR İLE SINIRLI AYNÎ HAKLAR, MALİYE BAKANLIĞINCA VERİLECEK SÜRE İÇERİSİNDE MALİKİ TARAFINDAN TASFİYE EDİLMEDİĞİ TAKDİRDE TASFİYE EDİLEREK BEDELE ÇEVRİLİR VE BEDELİ HAK SAHİBİNE ÖDENİR.”
Diğer bir sınırlandırıcı yasa hüküm ise Köy Kanununda yer almaktadır. 442 sayılı 18/3/1924 tarihli Köy Kanunu 87. maddesi şöyledir: “ Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetinde bulunmıyan gerek şahıslar, gerek şahıs hükmünde olan cemiyet ve şirketlerin (eşhası hususiye ve hükmiye) köylerde arazi ve emlak almaları memnudur.” Bu hükme göre yabancılar miras yolu ile veya başka bir suret ile köy sınırları içerisinde herhangi bir gayrimenkul edinimi mümkün değildir.
18.12.1981 tarih ve 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu, ikameti ve taşınmaz mal edinmeleri konusunda sınırlamalar getirmiştir. Yasanın 2. maddesinde “Genelkurmay Başkanlığının göstereceği lüzum üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile askeri yasak bölgeler kurulabilir veya kaldırılabilir. Askeri yasak bölgeler 1 inci ve 2 nci derece askeri yasak bölge olmak üzere ikiye ayrılır.” Hükmünü içermektedir. 5. madde Birinci derece kara askeri yasak bölgeleri;
a) Yurt savunması bakımından hayati önem taşıyan askeri tesis ve bölgelerin, çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen dış sınırlarının en az yüz, en fazla dörtyüz metre uzağından alınan noktaların birleştirilmesi suretiyle meydana gelen alanlarda,
b) Kara sınır hattı boyunca ve lüzum görülen kıyılarda otuz ila altıyüz metre derinlikteki sahalarda, tesis edilir.”
Madde 7 “Birinci derece kara askeri yasak bölgelerinde aşağıdaki esaslar uygulanır.
a) Bölge içindeki taşınmaz mallar kamulaştırılır.
b) Bölgeye buradaki görevlilerle, yetkili komutanlığın izin verdiği T.C. uyruğundaki diğer görevlilerden başkası giremez ve oturamaz.”
“Madde 8 - İkinci derece kara askeri yasak bölgeleri; birinci derece kara askeri yasak bölgeleri çevresinde veya yurt savunması bakımından gerekli görülen diğer bölgelerde tesis edilir.
a) Birinci derece kara askeri yasak bölgeleri çevresinde tesis edilecek ikinci derece kara askeri yasak bölgelerinin sınırları; birinci derece kara askeri yasak bölgeleri sınırlarından başlamak üzere beş kilometreye kadar uzaktan seçilen noktalardan geçirilen hat ile belirtilir. Bu hat, bölge içindeki savunma tesislerini kara gözetlemesine karşı gizleyen sırtlar ve arazi örtüleri varsa bu sırtların en yüksek noktalarından geçirilir ve görüşe engel örtüleri içine alacak şekilde tespit edilir. Savunma ihtiyacı ve bölgenin özelliklerinin zorunlu kıldığı hallerde bu mesafe on kilometreye kadar uzatılabilir.
b) Yurt savunması bakımından gerekli görülecek diğer bölgelerde tesis edilecek ikinci derece kara askeri yasak bölgelerinin sınırları Bakanlar Kurulu kararında belirtilir.
İkinci derece kara askeri yasak bölgelerin sınırları Resmi Gazete’de yayımlanır.”
“Madde 9 - İkinci derece kara askeri yasak bölgelerinde aşağıdaki esaslar uygulanır.
b) Yabancı gerçek ve tüzelkişiler bu bölgede taşınmaz mal edinemezler. Yabancılara ait bölgedeki taşınmaz malların tasfiyesine karar vermeye, tasfiye şekil ve şartlarını tespite Bakanlar Kurulu yetkilidir.
c) (1) Yabancılar izin almadan geçici dahi olsa bölgeye giremezler, oturamazlar, çalışamazlar ve taşınmaz mal kiralayamazlar.”
Yukarıda zikredilen yasa maddeleri gereğince tespit edilen birinci ve ikinci derece Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri içerisinde kalan bölgelerde yabancıların gayrimenkul edinimi yasaklanmıştır.
2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kanunun 8. maddesinin E. bendinde “ Turizm bölgelerinde ve turizm merkezlerindeki taşınmaz malların iktisabı, 442 sayılı Köy Kanunu ile, 2644 sayılı Tapu Kanununda yer alan yabancı uyruklularla ilgili tahditlerden Bakanlar Kurulu kararı ile istisna edilebilir. “ hükmüne havidir. Yasa gereğince turizm bölgeleri ile turizm merkezlerindeki taşınmazlar, Bakanlar Kurulu Kararı ile verilecek izin ile yabancı ülke vatandaşlarına devir ve temlik edilebileceği gibi için miras yoluyla yabancı ülke vatandaşına intikal edilebilir.
18.0l.1954 tarih ve 6224 sayılı Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu madde “Yerli sermaye ve teşebbüslere tanınan bütün muafiyetler ve kolaylıklardan, aynı sahada çalışan yabancı sermaye ve teşebbüslerde aynı şartlar dahilinde istifade ederler” hükmünü içermektedir. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün 23.8.1989 tarih ve 3090 sayılı yazıda; “6224 sayılı Yabancı Sermayeyi Te
Yazar:
Zaman:
Perşembe, Mayıs 15th, 2008 at 02:16
Kategori:
Yorumlar:
Şuanda Yorum Yapabilir, veya Alıntı Yapabilirsiniz.
RSS:
Bu yazıya RSS 2.0 Abone Ol.
Navigation: